18 Nisan 2016 Pazartesi

ASLINDA, HERŞEY YOLUNDA GİDİYOR...












Euro 2016 yaklaşırken gözler ister istemez milli futbolcularımıza odaklanmaktadır. Onların sağlık ve form durumları, psikolojik kurulumları, kısacası her şeyleri bizi yakından ilgilendirmektedir. Formda, diri bir takımın turnuva  ortam ve olanaklarında neler yapabilecek defalarca vurgulanmış, bir yılın içinde özellikle 3. kez forma girmek ne kadar zor, ama asla imkansız olmadığını altı kalın çizilmişti. Süper Lig’in erken bitirme fırsatı olmamasına karşın, hem zirve ve Avrupa Ligi bölgesi, hemde  son 3 takımın bir an önce bell olması, millilerimizin kafaları bir tek o 12 Haziran tarihe odaklanması, herkes için daha iyi olacaktır. TFF ve Fatih Hoca’nın ekibi bu gerçeğin farkında ve  sporculara ne gerekiyorsa, yapılmaktadır.

Aday kadroda yer alan ve şu an biraz formsuz gözüken Serdar Aziz, Gökhan Gönül, Mehmet Topal, Caner Etkin, Alper Potuk, Ozan Tufan, Selçuk İnan, Olcay Şahan, Cenk Tosun, Arda Turan gibi futbolcularımız, aslında normal süreçlerini yaşamaktalar. Onlar fazla antrenman kesmeden, Haziran ayına hazırlanmaktalar. Bu yıl bazıları için 2., bazıları için 3. Form zirvesi olacaktır. Şimdi formda olsalar, Haziran-Temmuza kadar nasıl koruyacaklar? İmkansız…Sportif form geçici bir süreç olduğu ve yaklaşık 6-8 hafta sürdükten sonra, kaçınılmaz olarak kaybolmaktadır. Kısacası, endişe ve pesimizme yer yok, her şey planlı gelişmektedir.

Burak Yılmaz olayı biraz farklıdır, ama orada da işler planlı, güzel gitmektedir. Uzun sakatlıklardan sonra, Burak bu yıl bir tek zirve planlamış gözükmekte, gittikçe kalkacaktır ve o zirve Euro 2016 tarihlerinde olacaktır. Nitekim, Çin’den gelen en-son haberler onu göstermektedir.

Hakan Çalhanoğlu ise bu sezon 3. kez sportif forma girmesi gerekecektir. Avrupa Ligi’nde takımı Villarreal’e yenilmesi, aslında Milli takımız için bir şanstı. Hakan kalan zamanı çok iyi değerlendirme fırsatı bulmuş, hiç kuşkusuz bu yaz herkese klasını tam da yerinde gösterecektir.

Nuri Şahin uzun tendon sakatlıklardan kurtulduktan sonra, takımının 2016 yılı Bundesliga hariç bir çok maç oynadı. Bazı maçlarda yedek, zaman, zaman  oyundan çıksa da, hem yeterince antrenman yapma fırsatı buldu, hem de şimdi oynayarak Euro 2016 zirve yapma şansı vardır. Forma girmesi için tüm olanaklar önünde, olgun yaşlara giren futbolcumuz bu fırsatı kaçırmayacak, diye düşünülmektedir.

Volkan Şen ne yapacak, diye sanki soruları duymaktayız?
Volkan 1. yarı olsun, şu an olsun çok formda gözükmektedir. Tabi ki, böyle devam edemez! En-kısa zamanda ‘’saklanıp’’ bataryalarını  şarj edip, Hırvatistan maçında kasırga gibi esmesini bekliyoruz. Onun işi en-kolay gözükmekte, yeter ki, o 3-4 hafta mikrohazırlık dönemi fırsatı bulsun.


Bu sefer olacak, hemde çok iyi olacak!

                                                                                                                  Ertan Hatipoğlu



16 Nisan 2016 Cumartesi

ANTRENMANDAN ÖNCE ASLA YEMEYİN!













Bir çok gıda ürünleri sporculara faydalıdır, ama onlar antrenmandan önce tüketirse, önemli kas ve organların çalışması zedelenir, antrenman verimi alınamaz. İşte antrenman öncesi ‘’sabıkalılar’’ listesi:

Hindistan Cevizi ve Avokado 
Prensip olarak, antrenmandan önce yararlı yağlardan uzak durulmalı. Meyve yağ da olsa antrenmandan önce çok sakıncalıdır. Mide’de fazla kaldıkları ve zor öğütülür olmaları, onları  diğer organlardan ‘’kan emici’’ kılar. Kendi işlerini yürütmek namına emilen kan kaslarda sık sık kramplara yol açar.

Suda yumurta
Yumurtalar protein deposudur, ama vücuda gereken enerjiyi vermezler. Ayrıca midede fazla kalır, öğütme süreçleri uzundur. Antrenman sırasında ağırlık ve rahatsızlık verirler.

Çiğ sebzeler
Antrenman sonrası için süper bir fikir, ama antrenman öncesi brokoli, lahana, biber, hıyar, havuç, kereviz, hardal yeşilliği ve karnabahar gibi çiğ sebzelerin tükenmesi karın şişmesi ve gaz getirirler ki, antrenman sırasında en –son arzulanan durumdur…

Süt ürünleri
Diyet olarak, özellikle ‘’light’’olanlar süper bir fikir gelebilir,ama antrenmandan önce uzak durulmalıdır. Reflekslerin azalması, mide ekşimesi ve geğirmek gibi sakıncaları kesindir.

Acı baharatlı gıdalar
Prensip olarak bu tür gıdalar daha fazla kalori yakılmasına yardımcı olurlar, ama bunları antrenmandan önce asla yenmemeli. Sadece mide asitleri üretmekle kalmayıp, kalp ritmini hızlandırırlar.

Kavrulmuş kuru yemiş
Genelde çok tuzlu olduklarından, vücudun su balansını bozarlar ve kaliteli antrenman yapılamaz.

Enerji içecekler
Bir çoğunda, maalesef fazla şeker ve daha kötüsü yapay renklendiriciler bulunduğu için, bağırsaklarda yararlı bakterileri öldürdüklerinden, tüketilen gıda ürünlerin  sindirim ve emilimi ciddi zarara uğrar.

Çok uzak durun!



                                                                                                Ertan Hatipoğlu

13 Nisan 2016 Çarşamba

ESNETME, ISINMA, KAHVALTI: KOŞUDAN ÖNCE Mİ SONRA MI?









Bu tür sorular, özellikle koşuya yeni başlayanların kafalarını kurcalamakta. İlerleyenlerin de hataları yok değildir…Tüm bunları netleşmemiz için, sıra ile başlayalım!

Koşudan önce hiç bir zaman esnetme, gerdirme yapılmaz - kaslar sıcak olmadığından hazır değiller ve problem yaratacak küçük, mikro sakatlıklar oluşabilir. Uzun koşunuz varsa, koşudan önce sadece hafif jimnastik, ayak bilek çevirmeler ile vücudunuzu ‘’Hazır ol!’’duruma getirebilirsiniz. Yerle teması sağlayan ayak bilek bölgesinde tüm bağı ve eklemleri göreve  çağırmış olursunuz.Toplam 3-4 dakika…

Deneme, interval antrenmanınız varsa, aktivite 15 dakika jok ile başlar, kaslar ısınır.Sonrası- esnetme, gerdirmeler, dinamik ve statik jimnastik ile, ısınma bölüm bitmektedir.

Uzun koşudan ve diğer antrenmanlardan sonra, esnetme, gerdirmeler neredeyse mecburidir. Kaslar sıcak olduklarından her tür jimnastik ve esnetici hareketlere uygundur. Böylece, toparlanma süreçlere de erken start verilir…

Kahvaltıya gelince, hafif , dinlendirici koşunuz varsa, aç karnına da koşabilirsiniz. Ama, antrenmanınız orta ve çok yüklemeli olacak ise, mutlaka en-azından müsli tipi hafif bir kahvaltı edip, antrenmana gitmelisiniz. Kahvaltınız normal ise, 2 saat ara bırakmalısınız. Gece koşanlar için, akşam yemekten önce koşmalarını tavsiye etmekteyiz. Yemekten sonraya kalırsa, uyku düzeni  ve toparlanma süreçleri olumsuz etkilenir.

Koşu ile gelen mutluluk tamamen sizde kalsın!

Ertan Hatipoğlu



                                               


11 Nisan 2016 Pazartesi

TAMAMINA ERDİREMEMEK







Voleybol, özellikle kadın tarafı ülkemizin en-popüler spor branşı. Hiç kuşkusuz-en-başarılısı…Yine de üzüntü vermesi sevincinden fazla sayılır. İşte, en-son Denizbank CEV Şampiyonlar ligi Final Four aşamasında yine o çok beklenen kupayı kaldıramadık!

Baştan başlayalım…80 milyon ülkemizin en-yetenekli kızları voleybol oynarken, yetenek seçimi açısından en-konforlu sporumuz sayılır. Altı kişiden oluşan takımlarımızda zaten fazlası yabancı, üstelik kulüplerimizin sayesinde dünyanın en-iyileridir. Antrenörler, maşallah hepsi yabancı ülkelerin en- seçkinleridir. Salon ve olanaklarımız, Lig’imiz zaten ayrı bir Dünya rekoru! Medya ilgisi desen-o da oldukça iyi seviyede.
Peki, nedir bizi sık sık, özellikle önemli anlarda, tamamına erdiremeyen sebep? Sadece ikisi söylenebilir, daha doğrusu ikisi bizim uzmanlık alanımıza takılmaktadır.

Birincisi, bizim takımların form zirvesi iyi ayarlanamıyor. Kendi Ligimizde gereksiz öyle forma girdiklerini görmekteyiz ki… Türkiye şampiyonu olmak, Şampiyonlar Lig’in şampiyonluktan daha mı önemli? İyi Lig’in olmasının bazı dezavantajları da var, demektir. Fazla kan kaybediliyor… Final maçından sonra Vakıfbank antrenörü Guidetti’nin sözleri : ‘’5-6 kez oynasak sonuç farklı olurdu, ama bugün Pomi kazandı!’’çok şeyler aslında anlatıyor. Hayır Hocam, öyle bir hazırlayacaksın ki, bugün biz galip gelelim!
Guidetti’nin diğer sözleri:’’Piccinini son 5-6 yılda hiç görmediğim kadar iyi oynadı!’’ yine her şeyi doğrular niteliktedir. Hocam, sen de örneğin Naz Akyol kızımızı öyle hazırlayıp oynatacaktın!

İkincisi, biz küçük ayrıntılara, örneğin saat, iklim ve yükseklik adaptasyonlara önem vermediğimiz gibi, arkamıza alıp lehimize bir türlü çevirmeye öğrenemedik. Bu tür uzmanlara danışmadık, öyle ‘’savaşlara’’gittik ve üzüldük…

Neticede, büyük yıldızları Gamova ve pasör Startseva’sız çıkmaya zorunda kalan bir Dinamo’yu yendik, ama ev sahibi Pomi’ye boyun eğdik, hemde 3:0 gibi kesin bir hüsran ile!
Hiç yakışık olmadı…




                                                                                                Ertan Hatipoğlu

4 Nisan 2016 Pazartesi

EVDEKİ HESAP...






Hollanda Futbol Federasyon Başkanı Michael Van Praag kendi ve Belçika  adına yaptıkları 10mln.$ cıvarında  adaylık masraflarını FİFA-dan geri  talep ettiklerini açıkladı. 2018 yılında yapılacak Dünya Şampiyonası ve Rusya’nın kazandığı organizasyondan  söz konusu…Özellikle eski başkan Sepp Blatter’in cuma günkü sözlerinden sonra, yani Hollanda ve Belçika’nın hiç şansı zaten olmadığını söylemesi, Van Praag’ı daha da kanatlanmıştır.

FİFA kurulların korumpe olmaları, Rusya seçiminden Katar olayını düşünürsek, Hollandalı futbol şefin hiç de haksız olmadığı düşünülmektedir. Belçika ile birlikte boşuna adaylık yarışına girilmiş, oldukça fazla masraf yapılmıştır.Masrafları şimdi geri istemekte, FİFA-dan talep edilmektedir.

Bu gelişme bize, Türkiye olarak, ister istemez 2020 Olimpiyat adaylık maceramızı hatırlattı. 2013  Arjantin’de yapılan oylamada İstanbul Tokyo’ya finalde kaybetmiş, sebepleri, tabi okkalı tokatlar yedikten sonra, saçma sapan yerlere yüklenmişti. Neticede, bir çok spora hizmet eden, ülkeye katkıları olan antrenör zarar görmüş, görmeye de devam etmektedir…Teselli ikramiyeleri olarak o tokatların taa vatanımızdan duyulması kalmıştır! Ve, yiyenin de yok olması...

Oysa ki, daha sonra, özellikle İAAF eski başkan ve çetesi bir çok rüşvet olayına karışmış, 97 IOC oy veren üyeden 20-den fazla atletizm kökenli olduğunu hatıralarda canlanmıştır… İşte o 20 cıvarında oy veren seçimin kaderini değiştirmiş, akıllara acaba kimlerden emir aldıkları soruları gelmiyor değildir. Kısacası, Dünya atletizm mafyasına yenik düşmüştük!

Neticede, biz bu seçimi kaybetmiş, yaptıklarımız yukarıdan bahsedilen masraftan çok fazla masraf etmiştik. Şimdi İAAF-ın eski Başkan ve güdümündeki IOC oy kullanan üyelerin nasıl hareket ettikleri açık…


Biz de Hollanda ve Belçika gibi, hakkımızı aramak, bu tür sahtekarlıkları ortadan kaldırmasında  rol oynamaya hazır mıyız?


                                                                                                             Ertan Hatipoğlu

16 Mart 2016 Çarşamba

YOLUNU KAYBEDEN KRALİÇE…

           





Dünya atletizm salon şampiyonası cuma sabahı 4.00 Türkiye saati ile, Portland’ta başlayacaktır. Milyonlarca atletizm sever belki de tarihte en-çelişkili, kafalarda soru işaretleri ile dolu, ama en önemlisi eksik bir müsabaka izleyecekler. Eksik derken, sebepler birden fazladır…

Birincisi, Dünya salon şampiyonası Rus sporculardan yoksun yapılacaktır. Bu sefer ‘’soğuk savaşında’’ gibi boykot değil, İAAF  çoktan göstermesi gereken kararlılık ve prensiplerini, şimdi aklına gelmesinden dolayı uyguladığı men cezasıdır.
Kısacası, yıllarca yapılan doping ile savaş öyle duruma geldi ki, gelenek ve başarı ile dolu Rusya'nın tüm atletleri ayni kefene konuldu. İnsan var-problem var, insan yok-problem  yok prensibi tıkır, tıkır uygulandı! Yani, Rus atletleri var-doping var, Rus atletlerden kurtulduk-doping bittiğine getirildi.Yeni Monaco'lu memurların ''yumurtladıkları'' bundan ibaret...Keşke başarı olsalar, ama görülen o ki, ''Kraliçe'' daha zarar görecektir..



İkincisi, Rio Olimpiyatlara az bir sure kalmasından, özellikle fonksiyonel branşlarda, tek uçlu hazırlık yapmalarından dolayı, bir çok yıldız yarışa gelmeyecektir. Talihsiz sakatlıklar her zaman olmakta, ama bu sefer Ashton Eaton ve Jessica Ennis gibi yıldızların başına  gelenler herkesi üzdü. Özellikle Eaton bu kış çok formda, inanılması zor işlere hazırdı. Aslında, Portland’da bunu yapacak başka amerikalı atletler de yok, yok…Oralarda herkesin aklında şu prensip vardır: ‘’Sıradan şeyler coşku yaratmaz!’’ Bundan dolayı, showlar garantidir!

Bunlardan başka, muhteşem, led ışıkları ile bir salon, ilk defa sırık atlamada kadın ve erkeklerin paralel yarışması, uzun, üç adım ve gülle atmada 5. haktan sonra, sadece ilk 4 atletin 6. kullanma gibi, yeni uygulamalar coşkuyu artıracak hamlelerdir.

‘’Kraliçe’’ yolunu kaybetmiş, uzun yıllardan beri çırpınmaktadır. Her şeye rağmen, ‘’beyaz atlı Prens’’ gelir, masallarda gibi, hikaye mutlu biter diye, milyonlar dua etmektedir.



                                                                                                 Ertan Hatipoğlu

En okunanlar